Brakial Pleksus Lezyonları

Brakial pleksus boynun her iki yanında yer alan, omuz kuşağı ve tüm üst ekstremitenin motor, sensitif ve otonom innervasyonunu sağlayan periferik sinir ağıdır. Temel olarak üst (C5-C6), orta (C7) ve alt (C8-T1) olmak üzere 3 dala ayrılır. Komplike bir anatomiye sahip olması, yaralanma sonrası tanı ve tedaviyi güçleştirir. Genellikle doğum esnasında görülür ancak çocuklukta veya yetişkinlikte çeşitli yaralanmalar, kazalar da brakial pleksus yaralanmalarına sebep olabilir.

 Brakial pleksus yaralanmaları için risk faktörleri ise:

  • Yüksek doğum ağırlığı (4 kg ve üzeri)
  • Zor doğum öyküsü
  • Annenin kısa boylu olması
  • Annenin dar pelvisli olması
  • Gebelikte 17 kg’dan fazla ağırlık artışı
  • Doğumun ilk aşamalarının uzaması
  • 2 doğum arasında 8 yıldan fazla süre geçmiş olması
  • Uterus kitleleri
  • Gebelikte viral enfeksiyon olması
  • Makat doğum

Genellikle brakial pleksus lezyonları üçe ayrılır:

Erb – Duchenne tip: Üst dal (C5-C6) tutulmuştur ve Deltoid, Biceps, Brakialis, Brakioradialis, Pektoralis Major ve Rotator Cuff kasların paralizisi/parezisi ile karakterizedir.Kol abdüksiyon ve dış rotasyon hareketi zayıftır veya yoktur. Önkol fleksiyon ve supinasyonu zayıftır.

Klumpke tip: Alt dal (C8-T1) tutulmuştur ve el bileği fleksörleri, parmak fleksörleri ve elin intrinsik kaslarının paralizi durumudur. En sık doğum esnasında bebeğin kolun aşırı abdüksiyona zorlanması sonucunda oluşur. El tutulumu ön plandadır. Pençe el deformitesi gelişebilir. C8-T1 köklerinde şiddetli hasarla birlikte Horner sendromu görülebilir.

Total (miks) tip: Tüm brakial pleksus etkilenmiştir. Omuz, kol, önkol ve el tümüyle etkilenir. Kolda gevşek tipte paralizi ve anestezi görülmektedir. Düşük el deformitesi gelişebilir. Horner sendromu da görülebilir.

Brakial pleksus yaralanmalarında şu belirtiler görülebilir:

Her iki kolun eşit hareket ettirilememesi, etkilenen taraf kolda renk değişikliği ve şişlik, kıyafetlerini giydirirken etkilenen tarafa zorluk, kucağa alınırken etkilenen taraf kolunun kayması, tespit etmede zorluk. köprücük kemiği üzerinde tek taraflı şişlik, elin ağza götürülememesi gibi belirtiler sayılabilir.

Tanı ve tedavi

Tanı genellikle klinik bulgular ile konulur. Eşlik eden kemik kırığı tespiti için etmek direkt grafi çekilebilir. İleri görüntüleme yöntemleri hekimin uygun gördüğü durumlarda istenebilir. Sinir hasarının derecesini ve klinik seyrini belirlemek için elektrodiyagnostik testler yapılabilir.

Doğumdan hemen sonra teşhis konulabilen vakalarda kolu, sinirde ve çevre dokularda oluşan ödem ve olası kanama nedeniyle 1-2 hafta dinlendirmek gerekir. Eğer köprücük kemiğinde bir kırık ve zedelenme söz konusu ise dikkat edilmelidir. İlk 2 hafta sinir üzerine gerilimi önlemek amacıyla kol sarkık vaziyette tutulmamalı, kol hafif yanda ve dirsek hafif bükük tutulmalıdır. Bu dönemde cihaz önerilmemektedir.

2 haftadan sonra geniş bir fizyoterapi değerlendirmesinden sonra egzersiz uygulamalarına başlanmalıdır.

Egzersizlerin amacı; kasların zayıflaması ve uzun süreli hareketsizliğe bağlı kaslarda oluşacak bozuklukların önlenmesi, eklem açıklığının devamının sağlanması ve sertliklerin önlenmesi, bebeğin motor gelişim geriliklerinin önlenmesi, kol ve elin fonksiyonel kullanımın sağlanması, omuz çıkıkları ve kas yaralanmasını önleyecek pozisyonlarının sağlanmasıdır.

Egzersizler ailelerin düzenli yapmaları amacıyla her alt değişimi sonrası olarak tavsiye edilir. Hareketler gün içinde her alt değişiminde yapılacak kadar fazla olmalıdır. Pozisyonlama, kol kas ve eklemlerine yönelik uygulanacak hareketler kadar önemlidir.

Bu dönemde bebeğin kucağa alınması, kıyafet değişimi ve yıkanması sırasında kolun sarkması önlenmeli, sırt üstü yatış bu devrede tercih edilmeli, yatış sırasında kol yukarıda bahsedildiği şekilde hafif yanda, dirsek biraz bükük tutulmalıdır. Bu pozisyon omuz ve kol altına konulacak ince ve küçük bir yastık ve bebeğin zıbınının kolunun göğüs üzerine tespiti ile sağlanabilir. Bebeğin kıyafetlerinin giyiminde etkilenen kolu önce giydirilir, buna karşın sonra çıkarılır. Kol dar, sıkı, giyimi zor kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Hareketler oda sıcaklığı sağlanabildiği ölçüde bebek çıplak iken yapılmalı, duyu girdisi ve kol farkındalığını artırmak için hareketler öncesi bebek losyonları kullanılarak, fizyoterapistin göstereceği masaj yapılmalıdır.

İleriki dönemlerde fizyoterapi uygulamaları, kolun tüm kas ve eklemlerine yapılan hareketler yanında her iki kolu da içine alarak yapılan hareketler, yan ve yüzükoyun pozisyonda kürek kemiği ve kol hareketleri, baş kontrolü, ön kollar ve eller üzerinde durma, oturma, emekleme gibi motor gelişimi içeren aktiviteleri de içermelidir.

Egzersizlerin yanı sıra gerekli durumlarda cihaz ve elektroterapi, kinezyolojik bantlama, iş uğraşı tedavisi gibi farklı fizyoterapi uygulamaları da gerekebilir.

Düzenli kontrollerin ilgili doktor ve pediatrik fizyoterapist tarafından yapılması gerekir.

Kasların hedeflenen fonksiyonlarının kazanılmaması gibi durumlarda cerrahi planlanabilir. Kas ve sinirlere yönelik kas ve/veya sinir tamiri, greftleme, gevşetme gibi cerrahi uygulamalar konu ile ilgili özelleşmiş plastik cerrahi veya ortopedi uzmanı tarafından yapılabilir.

About Author

Connect with Me:

Cevap bırakın