y4s4r

Spina Bifida

SPİNA BİFİDA

Spina bifida ayrık veya açık omurga anlamına gelir. En sık görülen doğuştan olma hastalıklardan birisidir. Spina bifida başta myelomeningosel olmak üzere omuriliği etkileyen birçok şekilde görülebilir.Spina bifida’da omurganın omurilik ve sinirleri sakladığı kanalda oluşan bir gelişme geriliği sonucu bebeğin sırtında bir kese daha doğumda farkedilebilir. Bu kesenin içinde sinir doku bulunabilir. Bazı ileri olgularda omuriliğin kendisi bu kese içine doğru yer değiştirmiştir.
Spina bifida’nın ağırlığı bir çok faktörlerce belirlenir. Bunlar açıklığın omurların hangi bölümünde oluştuğu, omurganın ne derecede şekil değiştirdiği ve bebeğe ait ek sağlık sorunlarının olup olmadığıyla ilintilidir.

Spina bifida’ nın başlıca 3 tipi vardır( hafiften ağıra doğru ).

  • Spina bifida okkülta :Bir veya daha fazla omurun arkasında açıklık olması, omuriliğin ve omuriliğin uzantısı olan sinirlerin yerinde olması demektir. Klinik olarak önemli bir deformite değildir.
  • Meningosel :Omuriliğin etrafındaki koruyucu zarların omurgadaki bir açıktan dışarı çıkması demektir. Bebek doğduğu zaman sırtında bir kese ile doğar. Sinir hasarı yoktur veya çok azdır, cerrahi olarak tamir edilir.
  • Myelomeningosel :Spina bifidanın en ağır formudur. Omuriliğin kendisi ve zarları, omur açıklığından dışarıya çıkmıştır. Bazı vakalarda omuriliği içinde taşıyan deri ile örtülüdür, bazen omurilik ve etrafındaki zarlar tamamen açıktadır

Spina Bifida Rehabilitasyon Programının Amaçları

-Flask paralizi tablosu gösteren kasların kuvvetlendirilmesi;

– Spastisite gelişmiş ise, anti-spastisite paternine uygun olarak ilgili kasların kuvvetlendirilmesi

ve spastisitenin etkin olduğu kasların esnetilmesi;

– Spastisite veya flasiditeye bağlı olarak kaslar arasında gelişmiş olan  imbalans ve olası

deformitelerin önlenmesi veya azaltılması;

– Mesane ve barsak inkontinansının rehabilitasyonu ve kalıcı sorunların günlük yaşamı etkilememesi için hastanın ve ailesinin eğitimi.

– Vücut pozisyonu ve postürünün korunması, bozulmuş ise düzeltilmesi,

– Solunum kapasitesi ve dayanıklılığının korunması ve geliştirilmesi

– Ortez yaklaşımları ile eklemler zorlanmadan ve minimal enerji kullanarak denge ve koordinasyonun sağlanması,

-Egzersiz tedavisi ve uygun ortezlemeler ile vücudun en verimli ve etkin fonksiyonel seviyesine ulaşması.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

  • Kuvvetlendirme egzersizleri
  • Fırçalama
  • Tapping
  • Buz
  • Ağırlık aktarma
  • Bantlama
  • Taktil
  • Elektrik Stimulasyonu
  • Ses /Temas

Down Sendromu

S

DOWN SENDROMU

  • Down sendromu, vücut hücresinde fazladan bir kromozom bulunması sebebiyle olan genetik bir durumdur. Down sendromu bir hastalık değildir ve kalıtsal değildir. Hamilelikte tesadüfen meydana gelir.
  • Down sendromlu herkes, farklı derecelerde öğrenme güçlüğüne sahiptir. Bazı fiziksel özellikler down sendromlular arasında yaygındır ve onlar bazı tıbbi problemlere yatkın olabilirler. Fakat unutulmaması gereken şey down sendromlularının herbiri bireyseldir, onların kim olduğunu onların kendi güçlü ve zayıf yönleri ve kişisel davranışları belirler.

7 KROMOZOM NASIL OLUR?

  • İnsan vücudunu oluşturan kromozomların 23 tanesi anneden , 23 tanesi ise babadan gelmektedir. Down sendromunda kromozom 2 değil 3 adet olmaktadır (Bu sebepten dolayı Down sendromu Trisomy 21 diye de bilinmektedir). Bunun sonucu olarak toplam kromozom sayısı 46 değil 47 olmaktadır.

3 Tip Down sendromu vardır:

  • 1-Trisomy 21: Down sendromlu nüfusunun %90-%95’ini oluşturan standart tiptir. Bu tipte fazladan bir adet 21.kromozom yumurta veya sperm hücresinden gelmekte veya döllenmenin daha ilk aşamalarındaki bir noktada yanlış bölünme nedeniyle (yani kromozomlar bölünürken birbirine yapışık kalması ve bu yapışıklığın bir taraftan 2 diğer taraftan da 1 kromozom gelmesine yol açması nedeniyle) yeni hücreler 3’er adet kromozom ile toplam 47 kromozom olarak oluşurlar.
  • 2- Translokasyon: Down sendromlu nüfusunun %3-%5’ini oluşturan tiptir. Bu tipte 21.kromozomun bir parçası koparak başka bir kromozoma (örn. 14.kromozom gibi) yapışmaktadır. Birey adet olarak 46 kromozoma sahiptir ama genetik bilgi olarak 47 kromozom bilgisi vardır. Burada da 21.kromozom 3 adet olduğundan birey standart tipteki aynı özellikleri gösterir. Down sendromunun diğer tipleri kalıtımsal değildir. Yalnız translokasyon tipte ebeveynlerden bir tanesinin taşıyıcı olması durumunda Down sendromu kalıtımsal olmaktadır. Bu oran %33’dür. Eğer taşıyıcı anne ise translokasyon Down sendromlu çocuk doğurma olasılığı %20, taşıyıcı baba ise %5-%2 arasındadır.Translokasyon tipte ileriki doğumlardaki risklerin bilinmesi açısından genetik danışmanlık daha önemli olmaktadır.
  • 3- Mozaik: DS nüfusunun %2-%5’ini oluşturan tiptir: Bu tipte bazı hücreler 46 kromozom taşırken bazıları 47 kromozom taşımaktadır. Yanlış bölünme döllenmenin ileri aşamalarında gerçekleştiğinde bir hat 46 kromozom diğer hat ise 47 kromozom olarak devam eder ve mozaik bir yapı oluşturur.

DOWN SENDROMUNDA FİZYOTERAPİNİN AMAÇLARI

  • Günümüzün en modern tedavi yaklaşımı olan Bobath/Nörogelişimsel tedavi yaklaşımı, Down sendromlu bebeklerin fizyoterapisi için idealdir. Sadece motor gelişimi değil, duyusal, emosyonel-sosyal ve bilişsel gelişimi de hedefler.
  • Bu çerçevede;
    -Bebeğin duyusal uyarılması
    -Uygun pozisyonlama, kucağa alma ve taşıma
    -Emme, beslenme ve konuşma için gerekli olan ağız ve yüz kaslarının çalıştırılması
    -Kaba motor gelişim basamakları (dönme, oturma, emekleme, ayakta durma, yürüme)
    -İnce motor hareketlerin geliştirilmesi (ellerin etkin kullanımı, el-göz koordinasyonu)
    -Duruş kontrolü
    -Hareketlerin ve yürümenin kalitesi
    -Kompanse hareketlerin azaltılması
    -Denge, düzeltme ve koruyucu reaksiyonların kazandırılması
    -Güvene dayalı ilişki geliştirme, sosyallik
    -Problem çözme, taklit, anlama, kavrama
    -Kas-iskelet sistemini izlemek, olası şekil bozuklukları konusunda aileyi bilgilendirmek ve gerekirse hekime yönlendirmek
    -Ayak sağlığı (uygun ayakkabı, tabanlık ve ortez uygulamaları)
    -Aile eğitimi

*Fizyoterapi oyun kurgusu içinde yapılır.
*Terapi seansı çocuğu oyun kurgusu içinde değerlendirme, terapi ve tekrar değerlendirme üzerine kurulmuştur.
*Çocuk, aile ve fizyoterapist birlikte çalışmalıdır.
*Fizyoterapinin etkili olabilmesi için çocuğun yaşamının planlanması, evin düzenlenmesi ve terapinin evde de uygulanması gerekir.
*Ailenin tüm bireylerinin terapi sürecine katılmaları ile amaçlanan normal fonksiyon ve yaşam kalitesine ulaşılabilir.

 

Serebral Palsi

Doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur. Genetik olmamakla birlikte ilerleyici de değildir.Beyinde etkilenen bölge zamanla büyümez ya da küçülmez.

 

SEREBRAL PALSİ’Lİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN PROBLEMLER

  • Serebral Palsi(CP), bebek ve çocuklarda beyninde bir bölgede oluşan hasara bağlı
  • olarak;
  • Vücut hareketlerinin ve kasların uyumlu çalışmasını etkiler.
  • Kalıcı duruş, hareket ve denge kusuruna yol açar.
  • Motor fonksiyonlarda bozukluğun yanında duyu bozukluğu nistagmus, strabismus
  • (gözde kayma, titreme gibi bozukluklar), zeka geriliği (mental retardasyon), davranış
  • bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız-diş problemleri de
  • görülebilir.

SEREBRAL PALSİ TİPLERİ

Etkilenen Kol ve Bacak Sayısına Göre

  • Kuadripleji: 2 kol ve 2 bacak etkilenir
  • Dipleji: Bacaklar kollardan daha fazla etkilenir
  • Hemipleji: Vücudun bir kısmı etkilenir.

Hareket Bozukluğuna Göre:

  • Spastik serebral palsi: En sık görülen tiptir. Spastisite kasların tutuk ve gergin olması demektir. Kaslar, beynin hasarlı bölgesinden uygunsuz emirler aldıkları için olması gerekenden daha serttir. Sağlıklı bir bireyin hareketi esnasında bir grup kas kasılırken, bu grubun aksi yönde hareket eden diğer kaslar gevşer ve bu sayede hareketin yapılması mümkün olur. Serebral palside ise her iki grup aynı anda kasılarak hareketin gerçekleşmesini olanaksızlaştırır.
  • Atetoid serebral palsi: Diskentik (veya atetoid) kontrol edilemeyen hareketleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu kontrol yetersizliği, özellikle harekete başlama anında çok daha belirgin olabilir. Çocuğun oyuncağını veya kaşığı kavramaya çalışmasıyla istek dışı hareketler artar. Bu tipte kaslar çok zayıftır ve taşıma esnasında çocuğun pelte gibi olduğu hissedilir.
  • Ataksik serebral palsi: Çocukların dengeleri bozuktur. Bunlar genellikle gevşek çocuklardır, yürüme bozukluğu vardır. Beyincik hasarı nedeni ile gelişir.

CP’de REHABİLİTASYON PROGRAMI:

Beyinde motor bölgenin (kol-bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan hareket yeteneğini sağlayan beyin bölgesi) gelişimi 7-8 yaşlarında tamamlanır. Hamilelik döneminin başlangıcından 7-8 yaşlarına kadar beyinde oluşabilecek herhangi bir problem bu bölgenin fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkar.Fizyoterapi ve rehabilitasyon programına erken dönemde başlanması CP’li çocukta anormal kas tonusunun düzenlenmesi, normal motor gelişimin sağlanmasını kolaylaştıracak, kas yapısındaki bozukluk nedeniyle oluşabilecek bozukluklar önlenebilecek ve çocuğun fonksiyonel olarak bağımsızlığı sağlanacaktır.

CP’li ÇOCUKTA REHABİLİTASYONUN AMAÇLARI:

1 -) Çocuklarda görülen hareket bozukluklarını en aza indirmek

2 -) Oluşabilecek kas-iskelet sistemi bozukluklarını önlemek, postür bozukluklarının oluşmasını engellemek

3 -) Yapılması gereken hareketlerde rol alması gerekmeyen kas gruplarının relaksasyonunu sağlayarak

aktivitenin daha düzgün ve daha az efor harcayarak yapılmasını sağlamak.

4 -) Kas grupları arasındaki fonksiyonel dengeyi elde etmek.

5 -) Mobiliteyi normal sınırlar içinde artrmak için kısalmış veya zayıflamış kas gruplarını iyileştirmek.

6 -) Çocuğu stimüle ederek daha düzgün bir vücut mekaniğine sahip olmasını sağlamak.

7 -) Vücut segmentlerinin kontrolü ve tüm vücut düzgünlüğünü sağlamak.

8 -) Mümkün olduğunca en normal ve rahat solunum paternini geliştirmek.

9 -) Toraks kafesini mobilize ederek en iyi akciğer fonksiyonunu sağlamak.

10 -) Çok az efor ile kontrollü bir solunum öğretmek.

11 -) Sekresyonların atılmasına yardımcı olmak.

12 -) Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız davranabilmeyi sağlamak

13 -) Yardımcı araç, gereç ve cihazları belirlemek

14 -) Eğer CP tablosuna eşlik eden, görme, işitme, konuşma ve zeka problemleri varsa bunların en aza

indirilmesini sağlamak

15 -) Aile eğitimi vermek ve CP’li çocuğun eğitimi konusunda aileye yol göstermek

16 -) CP’li çocuğun yaşayacağı mekanların düzenlemesine yapmak

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık

 

Her insan günlük hayatında uyum gerektiren birçok problemler ile yüzyüze gelir. Engelli çocuklar çevresindeki insanların gösterdiği bazı olumsuz tepkiler,
tutum ve davranışlarından dolayı birçok uyum problemleri ile yüz yüze gelirler.
Bazı ciddi duygusal problemler yönünden normal çocuklara kıyasla daha çok
sorunları olduğu söylenebilir. Bireyin danışmaya üzüntüsünü, sevincini

paylaşacak, çözemediği problemi çözmede, veremediği kararı vermede
kendisine yardım edecek psikolojik danışma personeline ihtiyacı vardır.
Engelli öğrencinin büyümesi, gelişmesi için gerekli rehberlik hizmetlerinin
işlevlerini gerçekleştirmesinde, danışmanın, öğretmenin kişisel özellikleri ve
öğrenciye karşı olan tutum ve yaklaşımları, öğrenciyle etkileşimleri büyük önem
taşımaktadır.
Engelli bireylere verilecek rehberlik hizmetlerinin temel işlevleri aşağıda
belirtilmiştir.

1-Engelli öğrencilerin “ilgilerinin” ve “yeteneklerinin” geliştirilmesine
yardımcı olacak ve bireyi bu doğrultuda en fazla çabayı göstermesi için
güdüleyecek etkinlikler, geziler, grup tartışmaları, kişisel görüşmeler vb. yapılır.

2-Öğrenciye, “sağlıklı bir benlik kavramı” geliştirerek engellilik halini

aşabilmesi, kendini gerçekleştirebilmesi ve tam işlev yapan birey durumuna
gelebilmesi için güdüleme, özendirme ve bu yolda olumlu tepki alabileceği
durumlar sağlanır.rolü otomatik yapın.

3-Öğretim ve rehberlik hizmetleri arasındaki işbirliği geliştirilir; engelli
öğrenciye eğitsel olanakları ve uygun yaşantıları, öğretmen-danışman- yönetici
birlikteliğiyle sağlanır.

4-Öğrencilerin verimini artırması için, normal sınıf çalışmaları dışında

kendisine ek okuma, çalışma ve deneyim olanakları sağlanır.

5-Öğrencinin, benlik tasarımı, ilgileri ve akademik başarısıyla tutarlı, kendini
gerçekleştirebileceği bir eğitim programı hazırlanır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitimi

 

Tanımı ve Özellikleri
Yaygın gelişimsel bozukluk, birden fazla bozukluğu içeren genel bir tanı grubu olup erken çocukluk döneminde başlayan sosyal etkileşim, dil gelişimi ve davranış alanlarında yetersizliklere sahip olma durumudur.

Özel eğitime ihtiyacı olan tüm bireylerde olduğu gibi yaygın gelişimsel bozukluğu (YGB) olan bireylerde de eğitim ve ev ortamları uygun şekilde yapılandırıldığında, işlevsel eğitim programları geliştirildiğinde, öğretim süreci bireysellik esasına göre hazırlandığında, bağımsız yaşam becerilerinin edinilmesi ve toplumsal entegrasyon bağlamında önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylerin bağımsız yaşam becerilerini geliştirmeleri, davranış problemlerinin azaltılarak gereksinimleri olan beceriler kazanabilmeleri, uygun eğitim programlarıyla bütünleştirilmiş, yapılandırılmış ve zenginleştirilmiş öğretim ortamlarının erken yaştan itibaren sağlanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Yaygın gelişimsel bozukluk gösteren bireylerin, tanı aldıkları ilk andan itibaren destek eğitim programlarına alınarak gelişimlerinin desteklenmeleri gerekmektedir. Bireyin örgün eğitime dâhil olduktan sonra da düzeyine/tanısına uygun destek eğitim programlarına katılması, gelişiminin en üst düzeyde desteklenmesini sağlayacaktır.
1980 öncesinde Amerikan Psikiyatri Birliğinin sınıflandırmasında yaygın gelişimsel bozukluklar çocukluk şizofrenisinin bir alt tipi olarak sınıflandırılmaktaydı. Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994 yılında yaygın gelişimsel bozuklukları beş bozukluktan oluşan bir grup olarak sınıflandırmıştır.

Bunlar;

1. Otizm

2. Rett Sendromu

3. Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu

4. Asperger Bozukluğu

5. Başka Türlü Adlandırılmayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk (Atipik Otizm)’ tur.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitim Programı, hedeflenen amaçlara ulaşmayı sağlayacak çeşitli modüller ve bu modüllere yönelik kazanımlardan oluşmaktadır Modüller bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlama ve uygulamaya imkân sağlayacak şekilde, kendi içerisinde bütünlüğü olan ve birbirini işlevsel olarak tamamlayacak yapıda hazırlanmıştır.

  • 1. Eşleme Becerileri
  • 2. Taklit Becerileri
  • 3. Yönerge Takip Becerileri
  • 4. Görsel Destek Kullanımı
  • 5. Alıcı Dil Becerileri
  • 6. İfade Edici Dil Becerileri
  • 7. Oyun ve Müzik Becerileri
  • 8. Öz Bakım Becerileri
  • 9. Günlük Yaşam Becerileri
  • 10. Motor Beceriler
  • 11. Sosyal Beceriler
  • 12. Okuma Yazma
  • 13. Matematik
PROGRAMIN GENEL AMAÇLARI

Bu program ile bireylerin;
1. İşlevsel becerilerin kazandırılmasına ön koşul oluşturan temel eşleme ve taklit
becerilerini geliştirmeleri,
2. Sosyal etkileşim başlatma ve sürdürme becerilerini geliştirmeleri,
3. Alıcı ve ifade edici dil becerilerini geliştirmeleri,
4. İletişim becerilerini geliştirmeleri,
5. Bağımsız çalışma ve işlevde bulunma ile organize olma becerilerini kazanmaları,
6. Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini geliştirmeleri,
7. Akademik becerilerini geliştirmeleri,
8. Toplumsal yaşama katılım ve sosyal uyum becerilerini geliştirmeleri
beklenmektedir.

Yaygın gelişimsel bozukluk gösteren öğrencilerimiz ile eğitim planı doğrultusunda çalışmalarımızı aile ile birlikte iş birliği içerisinde çalışarak yürütmekteyiz.Bireyin eğitim planında bulunan modüllerden; eşleme becerileri, taklit becerileri, yönerge takip becerileri, alıcı dil ve ifade edici dil becerileri, oyun ve müzik becerileri, sosyal beceriler gibi eğitimin içerisinde yer alan kazanımları öğrencimizin bağımsız bir şekilde yerine getirebilmesi için eğitimlerimizi sürdürmekteyiz.Eğitimlerimizi donanımlı sınıflarımızda gerçekleştirmekteyiz.Gerek sınıf içi gerek sınıf dışı öğrencilerimizin tüm gelişim alanlarına yönelik çalışmalar yapmaktayız.

Kurumumuzun alanında uzman öğretmen kadrosu, donanımlı sınıfları, ulaşım kolaylığı, aileye yönelik eğitim faaliyetleri ile birlikte öğrencimizin bireysel ve grup derslerini gerçekleştirmekteyiz.

Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitimi

 

Dil ve konuşma bireylerin kendilerini ifade etme, iletişim kurma ve sosyal hayatı paylaşmalarındaki en önemli araçlardandır. Birey doğumundan itibaren çevresinde olan biteni anlamaya, istek ve ihtiyaçlarını ifade etmeye çalışırken dili kullanır. Dil, genellikle konuşma ile aynı kavram gibi algılanmakla birlikte konuşmayı, yazmayı ve sembollerle ifade etmeyi de içeren daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Konuşma ise seslerin fiziksel olarak üretilmesi ve dili kullanarak sözlü iletişim kurma yöntemidir. Özetle dil sözlü olan ve olmayan, kültürle de bağlı çok geniş bir kapsama sahipken konuşma, dilden kesin sınırlarla ayrılamayan ancak dil ile bağlantılı bir parçayı oluşturmaktadır. Dil ve konuşma gelişimi zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimden bağımsız değildir. Bu alanlardan herhangi birinde yaşanan bir güçlük, dil ve konuşmayı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Dil ve konuşma güçlüklerini ortaya çıkaran nedenler arasında, zihinsel yetersizlik, işitme kaybı, gelişimsel gecikmeler, bazı cerrahi girişimler sonrası sorunlar, beyin hasarları, yarık damak/dudak gibi yapısal bozukluklar, serebral palsi gibi kasları etkileyen hastalıklar, sesin yanlış kullanımı vb. pek çok neden sayılabilir. Dil ve konuşma güçlüklerinin sınıflandırılmasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı’nda, bireylerin bu alanda yaşadıkları yetersizlikler dikkate alınarak gruplandırma yapılmıştır. Bu doğrultuda Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı beş ayrı modülden oluşan bir sistem hâlinde düzenlenmiştir.

  1. Sesletim (Artikülasyon) ve Ses Bilgisi (Fonoloji) Bozuklukları: Konuşma seslerinin ve dile ait ses birimlerin beklenenden farklı olarak sesletimi; ve ana dilin ses sistemi ve ses birleşimlerini düzenleyen kuralları anlama ve kullanmada güçlüktür. Bu bozukluklar; konuşma sesinin özelliklerinde, çarpıtılmalar; bir ses yerine başka ses kullanma, ses düşürme, ekleme, arka sesleri (k, g) öne getirme (t, d), ya da sürtünmeli sesleri (f, v, s, z, ş, j) durak sesi olarak çıkarma (t, d, p, b) gibi hata örüntüleri ile belirlenir. Bu durum konuşmanın anlaşılırlığını olumsuz yönde etkiler.
  2. Akıcı Konuşma Bozuklukları: Konuşmada beklenenden farklı hız, ritim gözlenmesi, ses, hece, sözcük ya da sözcük öbeği tekrarları, uzatmalar biçiminde konuşma akışının kesintiye uğramasıdır. Bunlara aşırı gerginlik, çabalama davranışları ve ikincil davranışlar eşlik edebilir.
  3. Ses Bozuklukları: Bireyin yaşına ve cinsiyetine uygun olmayan ses üretimi ve/veya ses kalitesinin, perde (ton), şiddet,rezonans, ve süre gibi özelliklerinde ortaya çıkan bozukluklardır.
  4. Gelişimsel Dil Bozuklukları: Konuşma, yazı ve/veya diğer sembol sistemlerinin alıcı (algılanması-anlaşılması) ve/veya ifade edici (kullanılması) boyutlarında dilin biçim bilgisi (morfoloji), söz dizimi (sentaks), anlam bilgisi (semantik), edim bilgisi/kullanım bilgisi (pragmatik) alt sistemlerini kapsayan bozukluklardır. Bu bozukluklar doğuştan veya bebeklik/çocukluk çağında ortaya çıkan gelişimsel nitelik taşırlar.
  5. Edinilmiş Dil Bozuklukları: Bu bozukluklar dil kazanıldıktan sonra çoğunlukla ergenlik döneminde ya da yetişkin yaşlarda herhangi bir nedenle dil ve konuşmanın kaybı biçiminde görülür. Bu bağlamda konuşma, yazı ve/veya diğer sembol sistemlerinin alıcı (algılanması-anlaşılması) ve/veya ifade edici (kullanılması) boyutlarında dilin biçim bilgisi (morfoloji), söz dizimi (sentaks), anlam bilgisi (semantik), edim bilgisi/kullanım bilgisi (pragmatik) alt sistemlerini kapsayan bozukluklardır.

Programın Genel Amaçları

Program ile bireylerin;

  • Sesletim (artikülasyon) ve ses bilgisel farkındalık (fonolojik) becerilerini geliştirmeleri,
  • Günlük iletişimde konuşma hızını ve ritmini işlevsel ve akıcı bir şekilde kullanmaları,
  • Sesini kalite, perde, şiddet, rezonans, ve/veya süre gibi özellikler yönünden yaşına ve cinsiyetine uygun olarak kullanmaları,
  • Alıcı ve ifade edici dil becerilerini geliştirmeleri,
  • Okuma- yazma becerilerini geliştirmeleri,
  • Günlük iletişimde alternatif ve destekleyici iletişim yöntemlerini kullanmaları beklenmektedir.

 

Anaeli Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde ODYOLOJİ VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI UZMANI,DİL KONUŞMA TERAPİSTİ ve UZMAN ÖĞRETİCİLER tarafından Dil ve Konuşma Güçlüğü olan bireylere ücretsiz eğitim verilmektedir.

Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitimi

 

ÖZÜR GRUBUNUN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

Zihinsel yetersizliği olan birey: Zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart
sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum
becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal
ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan birey,
Orta düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal
ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş
becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan birey,
Ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal
ve pratik uyum becerilerindeki eksiklikleri nedeniyle öz bakım becerilerinin öğretimi de dâhil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey olarak tanımlanmaktadır.

Zihinsel Yetersizliği Olan Bireylerin Özellikleri

Dikkat: Zihinsel yetersizliği olanlarda dikkat problemleri yaygın olarak görülmektedir.
Bireylerin öğrenme problemlerinin önemli bir bölümü dikkat problemlerinden
kaynaklanmaktadır. Genel olarak dikkatleri dağınık ve kısa sürelidir.
Bellek: Zihinsel yetersizliği olan bireylerin pek çoğu hatırlamada güçlük çeker. Görsel ve işitsel algıları zayıftır. Bellekle ilgili yaşadıkları en önemli problem öğrendikleri bilgileri kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada yaşamalarıdır. Genelleme yapmakta zorlanırlar,kazandıkları bilgileri ilişkilere göre gruplamada güçlük çekebilirler. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında kendilerini düzenleme (tekrarlama, gruplandırma,ilişkilendirme) stratejilerini daha az sıklıkta kullandıkları görülmektedir.
Öğrenme: Akranları gibi öğrenebilir ve öğrenmeye devam ederler. Akranlarından temel farkları öğrenmenin hızındadır, öğrenme hızları daha yavaştır.
Dil Gelişimi: Zihinsel yetersizliği olan bireyler dil ve konuşmayı zihinsel yetersizliği
olmayan bireylerin geçtiği basamaklardan geçerek edinirler. Ancak bu basamaklardan geçiş hızları daha yavaştır. Dil ve konuşma gelişimindeki sorunlar ile kendini düzenleme (tekrarlama, gruplandırma, ilişkilendirme) problemleri arasında yakın bir ilişki vardır. Çünkü birçok kendini düzenleme stratejisi dile dayalıdır.
Akademik Başarı: Başarısızlıkları daha çok okuma-yazmada, okuduğunu anlamada, temel aritmetik becerileri kazanmada ortaya çıkmaktadır. Soyut kavramları somut kavramlara göre daha zor öğrenirler.
Sosyal Gelişim: Zihinsel yetersizlik gösteren bireylerde çeşitli sosyal problemlere
rastlanmaktadır. Sosyal ilişkilerinde kendilerini grupta kabul ettirecek becerileri azdır.
Arkadaşlık etmede sıklıkla problem yaşarlar. Benlik kavramları genellikle zayıftır.
Psikomotor Gelişim: Genel olarak bu bireylerin fiziksel gelişimleri (boy-kilo) ise yaşıtlarının gelişimi ile tutarlılık gösterebilmektedir. Zihinsel yetersizliği olan bireyin, sahip olduğu yetersizliğin derecesi arttıkça yukarıda belirtilen alanlarda yaşadığı güçlüklerin derecesi de artmaktadır.

PROGRAMIN GENEL AMAÇLARI

Bu program ile bireylerin;
1. Bağımsız yaşam becerileri kazanmaları,
2. Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini kazanmaları,
3. Psikomotor becerilerini geliştirmeleri,
4. Dil ve konuşma becerilerini geliştirmeleri,
5. Sözlü ve yazılı anlatım becerilerini geliştirmeleri,
6. Sosyal ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmeleri,
7. Bilişsel hazırlık becerilerini geliştirmeleri,
beklenmektedir.

 

Zihinsel Engelli Çocuk/Birey Ailelerine Tavsiyeler

1) İleri derecede zihinsel engelli çocuklarda yaralayıcı davranışlar; saçını çekme. Kafasını vurma v.b. davranışlar ortaya çıkmaktadır. Bazı uzmanlara göre bunun nedeni çocuğun çevresel ve sosyal uyaranlardan aşırı derecede soyutlanmasıdır. Bu durumda çocuk gereksinim duyduğu ancak çevresinden alamadığı uyaranları kendisi yaratmaktadır. Çocuğun kendine zarar verici bu davranışlarını azaltmak için çocuğa uyarıcı zenginliği sağlayınız.

2) İleri derecede zihinsel engelli çocukların düşük düzeydeki işlevleri nedeniyle eğitim programlarında öz bakım (tuvalet alışkanlığı, yemek yeme vb.) dil ve hareket becerilerine daha fazla önem verilmelidir.

3) İleri derecede zihinsel engelli çocuğun basmakalıp ve kendini yaralayıcı davranışlarını iyileştirmede yaygın olarak davranış değiştirme yöntemi uygulanmaktadır. Davranış değiştirme yönteminde istenilen davranışı arttırmak istenilmeyen davranışları azaltmak yada ortadan kaldırmak için tutarlı olarak pekiştireç yada cezalandırma yöntemleri uygulanmaktadır. Pekiştirme zaman geçirilmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Örnek(çocuğa ilgi gösterilmesi gibi sosyal nitelikte bir pekiştireç olabilir.)

4) İleri derecede zihinsel engelli çocuklar bir defa da pek çok kavramı öğrenemezler. Bu nedenle kavramlar çocuğa tek tek öğretilmelidir. Bir’ kavram iyice öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

5) Kısa, basit ve somut komutlara çocuk alıştırılmalıdır. Olumsuzdan daha çok olumlu ifadeler kullanılmalıdır.

6) Acele ve telaşlı emirler yerine sakin ifadeler kullanılmalıdır.

7) Güven sarsıcı durumlardan (sözlerle, isteklerden) kaçınılmalıdır.

İşitme Engelli Bireyler Destek Eğitimi

 

İşitme Engeli

İşitme Kaybı: Bireyin işitme duyarlılığının onun gelişim, uyum özellikle de iletişimdeki görevlerini yeterince yerine getirememe halidir.
İşitme Engeli: Bir bireyin işitme eşik düzeyinin, herhangi bir frekansta odyogram üzerindeki sıfır eşiğinden belirli derecede sapması bir işitme kaybı gösterir.
İşitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar kabul edilen normal işitme eşiklerinden belirli derecede farklı olup, bu kaybın derecesi bireyin dil edinmesine ve eğitimine engelleyici derecede ise işitme engelinin varlığından söz edilir.

İşitme Engelliler: İşitme engelinden dolayı özel eğitimi gerektiren kişiler işitme engellilerdir.Birey, doğumdan başlayarak pek çok bilgiyi, işitmesini kullanarak öğrenir. Böylece işitme duyusu ile sürekli olarak çevresindeki diğer bireylerin konuşmalarını duymakta, bu sesler ile o anda oluşan olaylar arasında bağlantı kurmakta ve bu seslere anlam vermektedir.
İşitme engelli birey ise, işitme yoksunluğu nedeniyle öğrenmeye en uygun yaşlarda, konuşma ve dili öğrenme fırsatını kaçırmakta ve hem anlama hem de konuşma becerilerinde sorunlar yaşamaktadır. Konuşma ve dil sorunlarına bağlı olarak da bilişsel, motor koordinasyon,duygusal-sosyal, eğitim-öğretim, mesleki ve toplumsal alanlarda da güçlük çekmektedirler.
İşitme : İşitmenin gerçekleşebilmesi sesin olmasına, sesin kulağa ulaşmasına, o sesin insan kulağının alabileceği sınırlar içinde olmasına, sesin işitme yolu diye adlandırılan dış, orta ve iç kulak bölümlerini aşarak merkeze-beyne ulaşmasına, merkezde algılanmasına bağlıdır.İşitme engelli bireylerde bu yol tamamen veya kısmen yoktur. İşitme engelli bireyler, işitme cihazı kullansalar bile sesleri işitme cihazının izin verdiği frekans ve şiddette alabilmektedirler. Bu nedenle bazı konuşma seslerini duyamamakta, bazılarını karıştırmaktadırlar. Konuşanla arasındaki mesafeye, konuşanın sesinin şiddet, tını gibi özelliklerine, arka planda gürültü olup olmamasına bağlı olarak konuşulanları anlamada güçlük çekmektedirler.

Dil ve Konuşma : İşitme engelli bireyler, işitme kaybının tipi, derecesi ve şekline bağlı
olarak çok fazla ses hataları yaparlar. Bu da konuşmalarının anlaşılırlığını etkiler. Ses
uyaranlarının olduğu ortamlarda işitme engelli bireylerin kendilerinden ve çevrelerinden sağladıkları işitsel girdiler ve geri iletimler işiten bireylere göre daha sınırlıdır. Bu durum onların ses uyaranlarından oluşan çevrelerini organize etme yeteneğini etkiler. İşitme engelli bireyler dilin anlam, ses bilgisi, biçim birim, söz dizimi bileşenlerini işiten bireyler gibi aynı sırada ve kurallar içinde ancak gecikmeli olarak edinirler. Dilin sosyal bağlamda belli bir amaca yönelik işlevi ve iletişim amacına uygun kullanımı ciddi olarak kısıtlıdır. Yetersiz işitme ve dil becerileri nedeniyle söylenileni yazmada; duygu ve düşüncelerini yazılı olarak ifade etmede güçlük çekmektedirler. Sözcük dağarcığının sınırlı olması, dil bilgisel yapıları kazanmada gecikmeler ve bilgi düzeyindeki yetersizlikler işitme engelli bireylerin okumayı öğrenme ve okuduğunu anlama güçlüğü yaşamalarına sebep olmaktadır. Ayrıca işitme engelli bireyler düşüncelerini düzenlemede ve düzgün bir sırada ifade etmede güçlük çekerler.
Bilişsel : Doğumla beraber bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir yer tutmaktadır. İşitsel girdinin yetersizliği nedeniyle işitme engelli bireyler düşünme ve akıl yürütme, sınıflama ve ilişki kurma, açıklama becerilerinde güçlük çekerler. Soyut düşünme becerilerindeki yetersizlikler, sevgi, nefret, inanç, güç, hız, zaman gibi kavramları etkili bir biçimdekullanmalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Entelektüel olgunluğa yaşıtlarından daha geç ulaşırlar ya da ulaşamazlar. Soyutlamaları sözel veya yazılı ifadelerinde kullanmada güçlük çekerler. Duyduklarını zihinlerinde canlandırmada zorlanırlar. İşitme engelli bireyler işitme kaybının tipi ve derecesine bağlı olarak, işitsel uyaranları aynı şekilde alamamaktadırlar. Bu da uzun süreli bellek ve işleyen bellek ile ilgili güçlükler yaşanmasına neden olmaktadır.İşitme engelli bireyler sözlü yönergeleri dinlemede, izlemede zorlanırlar. Dikkatleri çabuk dağılır. Çevrelerini anlayabilmek için daha fazla çaba göstermekte ve zihinsel olarak çabuk yorulmaktadırlar.

Motor-Koordinasyon : İşitme engelli bireyler, oturma, yardımsız ayağa kalkma, yürüme gibi motor becerilerin kazanılmasında işiten bireylerin gelişim aşamalarını izlerler. Ancak motor gelişimde gözlenen en büyük problem genel vücut koordinasyonunun sağlanması ve dengeyi gerektiren hareketlerde görülmektedir. Bunun dışında görsel motor koordinasyon gerektiren bazı becerilerde de güçlük çekebilmektedirler.
Duygusal-Sosyal : İşitme engelli bireylerin işitme ve dil becerilerinin yetersiz olması kişiler arası iletişim kurmayı engellemekte ve sosyal yaşamla ilgili tutum ve rollerin öğrenilmesinde bazı güçlükler yaratmaktadır. İşitme engelli bireyler öğrenme ile ilgili becerilerde işiten yaşıtlarına göre daha çok desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Öğrenmeye ilişkin deneyimlerinde uğradıkları başarısızlık bireyde motivasyon eksikliği yaratmakta, bu durum da bireyin sosyal ilişkileri öğrenmesini ve akademik becerilerde başarılı olmasını olumsuz yönde

etkilemektedir.

PROGRAMIN GENEL AMAÇLARI
Bu program ile bireylerin;
1. İşitme kalıntısını en üst düzeyde kullanmaları,
2. İşitsel algı becerilerini kullanarak yaşıtları düzeyinde dil ve konuşma becerisi
geliştirmeleri,
3. İletişim becerilerini geliştirerek günlük yaşamda kullanmaları,
4. Okuduğunu anlama ve okuma yazma becerilerini geliştirmeleri
5. Temel matematik becerilerini kazanmaları
6. Akıl yürütme becerilerini geliştirmeleri,
beklenmektedir.