y4s4r

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitimi

 

Özel öğrenme güçlüğü dinleme, konuşma, basit okuma, anlama, aritmetik hesap yapma, matematiksel mantık kurma ve yazılı anlatımda bozulma ile giden bir takım basit işlevlerde bozulmayı ifade eder. Bu bozukluk zekâ geriliği, duygusal durum bozukluğu, kültürel farklılık ve gerilikle ifade edilemez.Öğrenme güçlükleri duygusal, davranışsal, sosyal problemlerle, en çok da dikkat sorunları ile birliktelik gösterir.

Sınıflandırma

Öğrenme güçlüğünde en sık karşılaşılan sınıflandırmaya göre, öğrenme güçlüğü; okuma güçlüğü, yazma güçlüğü ve aritmetik güçlük olarak üç grupta ele alınır.

  • Okuma güçlüğü (disleksi):

En belirgin özelliği harfler ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıdır. Sözcükleri tanıyabilmelerine rağmen sesleri birleştirmekte güçlük yaşarlar. Okuma ve konuşmada zorluk yaşarlar. Okuma da yaşıtlarına göre daha geriden takip ederler. Bu yüzden sıklıkla ilkokula başladıktan sonra fark edilirler.

  • Yazma güçlüğü (disgrafi):

Sınıftaki yaşıtlarına göre yazması yavaştır, harf, hece, noktalama, gramer yanlışları yapar. Yazı yazarken boşluk bırakmaz veya bir kelimeyi birkaç parçaya bölerek yazar. Çoğunlukla ünlü harfleri atlarlar, ünsüzleri tersine çevirirler. Düzensiz bir yazıları vardır.

  • Aritmetik (Matematik) güçlüğü:(diskalkuli):

Dört işlemi yapmakta zorlanır, problemin çözümüne gitmekte sıkıntı çekerler. Yavaştırlar, parmakla sayarlar. Aritmetikte kullanılan bazı sembol, işaret, terimleri anlamakta güçlük çeker veya karıştırırlar. Çarpım tablosunu ezberlemekte de zorluk yaşarlar. Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar bütün bunların yanı sıra; ev ödevi yapma alışkanlığı, yön kavramları, zamana ilişkin kavramlar, sıraya dizme, sözel ifade, motor beceriler dediğimiz top oynama kaşık-çatal kullanma, makas kullanma gibi becerilerde de yaşıtlarına göre geri kalmaktadırlar. Öğrenme güçlüğünü zihinsel yetersizlikle karıştırmamak gerekir, öğrenme güçlüğünde sorun zihinsel kapasitede değil onu kullanabilme becerisindedir. Zekâları normal ya da normalin üstündedir.

Belirtileri

Genellikle okul döneminde belirtiler gösterir. Çocuğun okula başlayıp, ilk senede yaşadığı öğrenme problemleriyle dikkat çeker.

Erken çocuklukta aşağıda verilen davranışlar öğrenme güçlüğünün ilk belirtilerinin bazılarıdır:

  • Dil gelişiminde problemler, konuşmada bozukluk,
  • Zaman kavramlarını anlamada zorluk,
  • Kavram gelişiminde zayıflık,
  • Öz bakım becerilerinin yerine getirilmesinde yetersizlik,
  • Hafızada güçlük, hatırda tutamama,
  • Çok hareketlilik,
  • El göz koordinasyonunda problemler,
  • Görsel hafızada problemler.

Okul döneminde çocukta aşağıdaki durumlara dikkat edilmelidir:

  • Okul başarısındaki düşüklük,
  • Dikkat- yoğunlaşma sorunu,
  • Bellekte zayıflık,
  • Düzensizlik,
  • Ezberlemede güçlük,
  • İşitsel algı sorunlar,
  • Mekân, gün, ay gibi zaman kavramlarında zayıflık,
  • Aritmetikte zorlanma,
  • Yabancı dil gibi ardışıklık gerektiren becerilerde başarısızlık,
  • Duygusal olarak hassaslık, davranış problemine sahip olma,
  • Motor becerilerde yetersizlik,
  • Sosyal becerilerde yetersizlik.

Tanı

Çocukta harf karıştırma, dikkatini toparlayamama, kavramları öğrenmede zorluk, okuma-yazmada gecikme, aritmetik becerilerde yetersizlik, derslere ve okula karşı olumsuz yaklaşımlar varsa, öncelikle aile ve öğretmenin işbirliği içinde olması gerekir. Öğretmen okulda yaşanılan sıkıntılardan aileye bahsetmelidir. Çocuğun evde ve okulda yaptığı çalışmalar karşılaştırılmalıdır.

Öğrenme güçlüğü kalıtsal bir sorundur. Algılama ve öğrenmede beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle öncelikle aile sorunu kabul etmeli, öğretmen, konunun uzmanı kişilerle görüşerek çocuğun öğrenme biçimini, güçlü olabildiği alanları bilmeli ona destek olmalıdır.

Öğrenme güçlüğü çeken çocukta, en etkili yaklaşım eğitimdir. Bahsedilen yaklaşım okulda alınan eğitimden farklıdır. Daha çok özel bir eğitim içermektedir. Bu eğitimde çocuğun görsel, işitsel, ardışıklık, motor beceriler, koordinasyon, okuma-yazmadaki ve aritmetik becerilerdeki gelişimleri desteklenerek, çocuğun gelişiminde ilerleme kaydetmek amaçlanır.

Nedenleri

Öğrenme güçlüğünün kesin nedeni bilinmemekle birlikte ;

  • Genetik nedenler, (Araştırmalara göre %25- 60 arası ve bu oran ikiz kardeşlerde daha sık görülüyor.)
  • Gebelikte annenin sigara, alkol ve uyuşturucu kullanması,
  • Gebelikte annenin beslenmesi,
  • Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması,
  • Gebelikte annenin kullanmış olduğu ilaçlar,
  • Doğumda kullanılan aletlerin verdiği zararlar,
  • Doğum sonrasında meydana gelen beyinde hasar oluşturan çarpmalar,zedelenmeler,
  • Uyaran eksikliği,
  • Zehirli maddeye maruz kalma,
  • Yakın akraba evliliği,
  • Kalıtımla geçen nörolojik rahatsızlıklar gibi etkenler neden olarak gösterilmektedir.

Özellikleri

Öğrenme güçlüğü çeken çocukların her birinin kendine özgü davranışları vardır. Ortak oldukları nokta ise, becerilerini kullanmada çektikleri sıkıntılardır.

Genel olarak ortak görülen özellikler şunlardır:

  • Dikkat dağınıklığı ve aşırı hareketlilik,
  • Zekânın normal ya da normalüstü olması,
  • Huzursuzluk ve hareketli olmalarından dolayı gruba alınmama,
  • Konsantrasyon güçlüğü,
  • Kavramları ayırt etmede güçlük yaşama,
  • Yönergeleri birbirine karıştırma,
  • Oyunlarda sırasını bekleyememesi ve sosyal ilişkilerde sorun yaşayabilmesi,
  • Yapılacak işlerin planlaması ve bir işin başarıyla tamamlanmasında güçlük yaşamaları,
  • Hafıza oyunlarında başarısız olmaları,
  • El-göz koordinasyonu gerektiren becerilerde başarısız olmaları,
  • Motor becerilerde yetersizlikler görülmeleri,
  • Kıskanç, huysuz ve dalgın olmaları,
  • Coşku dolu ve sevecen olmaları,
  • Unutkanlık,
  • Kararsız olmanın yanı sıra yaratıcı fikirlere sahip olmaları,
  • Görsel ve işitsel algıda problem yaşamaları,
  • Akademik becerilerdeki yetersizlikleri, (imlâ hatası, okumada gecikme, işlemØ sırasını karıştırma gibi,) Konuşmada ve sözcükleri ifade etmede güçlük yaşamaları,

Ayrıca hiperaktivite de öğrenme güçlüğü grubu içinde yer alır. Hiperaktivitesi olan çocuklar çok hareketlidirler. Daha az oturur, hırçındır ve kolay kolay yorulmazlar. Hiperaktivitesi olan çocuğun dikkati dağınıktır. Okuldaki başarısı düşük olabilir. Düzensiz ders çalışır ve dağınıktır.

 

PROGRAMIN GENEL AMAÇLARI

Program ile bireylerin;
1. Öğrenmeye hazırlık becerilerini geliştirmeleri,
2. Okuma-yazmaya hazırlık ve okuma-yazma temel becerilerini geliştirmeleri,
3. Matematikle ilgili temel beceri ve kavramları günlük yaşamda kullanmaları,
4. Sorun çözme, akıl yürütme, kıyas yapabilme ve analitik düşünme becerilerini
geliştirmeleri beklenmektedir.

Bu gruptaki çocukların eğitimleri sadece normal planlarla gerçekleşmemektedir. İlave derslere ihtiyaç duyulmaktadır. Çocuk eğitimine devam ederken grupla ya da bireysel olarak eğitim de almalıdır.

Çocuğun güçlü ve zayıf olduğu yönler belirlenmeli ve buna göre bir eğitim programı düzenlenmelidir. Yapılan eğitimde, görsel, işitsel, dokunsal, algı geliştirilmesi, dikkat, bellek, ardışıklık yeteneğini artırılması, motor becerilerin geliştirilmesi yanı sıra konuşma, dinleme, okuma-yazma konusundaki becerilerin gelişimi, kavram ve düşünmenin gelişiminin desteklenmesi yer almalıdır. Öğrenme güçlüklerinin eğitimi uzman bir eğitimci tarafından verilmelidir. Uzman kişi yapılacak değerlendirmeler neticesinde çocuğun eksik becerilerini tespit ederek o yönde bir programlama yapacaktır.

Sınıf içerisinde duygusal anlamda güvenli bir çevre oluşturulmalıdır. Onun beceri ve gelişimi yönünde uyaranlar ve ortam oluşturulmalıdır. Ev ödevleri konusunda başarı duygusu sağlayıcı çalışmalar yapmalı, ev dönüşü ödevleri kontrol edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir konuda, çocuğa verilen ödevlerin adım adım, kolaydan zora doğru olmasıdır. Öğretmen-uzman ve veli işbirliği sağlanarak çocuğa verilebilecek en uygun programı düzenlenmelidir.

 

Eğitim Kadromuz

FİZYOTERAPİ BİRİMİ EĞİTİM KADROSU

Ece Bozdoğan Yıkılmaz

Hasan Fatih Durmuş

Ali Timurlenk

Şeyma Turan

UZMAN ÖĞRETİCİ VE OKUL ÖNCESİ VE ÇOCUK GELİŞİMİ BİRİMİ KADROMUZ

Gül Yüksekkaya

Hatice Nur Yılmaz

Hazel Nazik Yalçın

Leman Aydın

Nazan Telli

Gülşah Taşkın

Gülten Mutlu

 

 

Yönetici ve İdari Kadromuz

 

 

 

 

Kurucumuz                              AYSEL GÜRBÜZ

Kurucu Müdürümüz                YAŞAR GÜRBÜZ

Kurucu Müdür Yardımcımız    CAN GÜRBÜZ

Halkla İlişkiler Sorumluları

NESLİHAN GEZER

AYLİN ÇELİK

 

Hakkımızda

ANAELİ İSİMİ NEREDEN GELİYOR?

Anne sevgisinin olmadığı bir canlı düşünülebilir mi? İnsan olsun ,diğer canlılar olsun ,yavruları üzerine iradeleri dışında kendi ellerinde olmayarak tir tir titrerler .Engelli olsun engelsiz olsun bir kılına zarar gelmesin diye kendilerini feda ederler. Bu duygu ilahi gücün onlara verdiği en yüce duygulardan biridir. Öyle olmasaydı zaten bunca sıkıntı ve zorluklara katlanır mıydı? Uyumaz uyutur, yemez yedirir, giymez giydirir. İşte bu fedakarlıkların kaynağı ‘’Ana’’dır. Bundan dolayı da cennet anaların ayakları altındadır.

İşte Anaeli Özel eğitim Merkezinin ismi de bu kutsal varlıktan ‘’Anne ‘’ den geliyor. Bu nedenle her türlü sevgi, şevkat ve merhametle ihtiyacı olan yavrularımızın Anaeli ‘nin eli altında; kanatları altında olması gerektiğine inanıyoruz . 2007 yılından günümüze kadar geçen zaman içerisinde ,yöneticilerimiz ve seçkin öğretmen kadromuz ile, verdiğimiz eğitim kalitesiyle, sımsıcak ortamıyla saygıdeğer  velilerimizin ve engelli bireylerimizin takdir ettiği bir kurum haline geldi. En büyük desteğimiz olan çok değerli velilerimize şükranlarımızı arz ederiz.

TARİHÇEMİZ

Anaeli Özel Eğitim Merkezi’miz 2007 yılından beridir hizmet vermektedir.

1000 öğrenci kapasiteli kurumumuz ,4 kattan oluşmaktadır.Kurumumuzda asansör sistemi mevcuttur.Bir adet yangın merdiveni bulunmaktadır.24 adet bilgisayarlı ,klimalı sınıfımız bulunmaktadır.Bunun yanısıra günlük yaşam aktiviteleri için uygulama odası,duyu algı odası ,grup odaları ve 2 adet fizyoterapi odası bulunmaktadır.

Kurumumuzun tüm sınıflarında 7/24 izlenebilen kamera sistemleri mevcuttur.Ayrıca internet sitemizdeki canlı yayın butonundan kurum içi sınıflarımızı da 7/24 izleme olanağınız bulunmaktadır.

Kurumumuzda tüm destek eğitim programları mevcuttur:

  • Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı
  • Bedensel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı
  • Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı
  • Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı
  • Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitim Programı
  • İşitme Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı

Bunun yanı sıra fizyoterapi kapsamında uzay terapisi,dil konuşma terapisi ve odyologlarımız ile işitme ve konuşma terapisi eğitimleri,rehberlik ve psikolojik danışmanlık, aile eğitimi gibi tamamlayıcı eğitim programlarımız mevcuttur.

Misyon-Vizyon

 VİZYONUMUZ      

Özel eğitim ve rehabilitasyon desteğine ihtiyacı olan bireylerimize ve ailelerine ,güncel uygulanabilir uygulamalar ve samimi,içten ve seçkin eğitim kadrosu ile ihtiyaçlarına ve gelişmelerine uygun eğitimi sağlamak.Onlara bu yolda tıbbi ,eğitsel,psiko-sosyal ve rekreasyonel hizmetleri en üst düzeyde vermek.

Bireye fiziksel,zihinsel,psikolojik,ruhsal,sosyal,mesleki ve ekonomik yararlılık alanlarında başarabileceği en üst        düzeyde yetenekler kazandırarak,evinde işinde ve sosyal yaşamında kendine ve topluma yeterli olabilmesini sağlamak,toplum ile bütünleşmesini sağlamak.

Eğitimci kimliğimizi ve tecrübelerimizi yenilikçi çalışmalarla bir araya getirip devamlı gelişmek.Hizmet kalitemizi sürekli arttırarak meslektaşlarımız için ve çevremiz için örnek bir eğitim kurumu haline gelmek.

 MİSYONUMUZ

Vizyonumuzun doğrultusunda dinamik ve seçkin,yeniliklere açık kadromuzla ihtiyacı olan birey ve ailelelerine ihtiyaçlarına ve gelişmelerine uygun eğitimi sağlamak.

Veli memnuniyeti ve öğrencinin en üst düzey yarar sağlaması doğrultusunda aile eğitim programları ve öğretmen-aile ilişkisi çerçevesinde ebeveynlerin bilinç düzeyini ve farkındalığını arttırmak.

Kendine güvenli,toplumda ve sosyal yaşamında kendine yetebilen bireyler yetiştirmek.

Veli -öğretmen-öğrenci üçgeninde sıcak,samimi,içten ve gerçekçi,uygulanabilir  ve güncel çözümler ve eğitim yaklaşımları geliştirmek ve bu yaklaşımları ihtiyacı olan bireylerin her alanlarına yayabilmek.

 

 

 

 

 

 

 

Aile Eğitimi ve Psikolojik Danışmanlık

Aileler, hangi aşamada olursa olsunlar çocuklarının yaşamındaki çeşitli gelişim dönemlerinde ve hem de kendi kişisel ve duygusal yaşantıları yönünden çoğu kez profesyonel psikolojik danışma ve rehberlik yardımına gereksinim duyarlar.

“Aile danışmanlığı” altında toplanabilen bu danışmanlık hizmetleri anne ve babaların kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygu ve düşüncelerini anlamalarına yardım eder. Aile danışmanlığı hizmetleri çocuğun engeli, özellikleri, nedenleri ve çeşitli gelişim alanları hakkında bilgi veren “anne ve baba eğitimini” de kapsar.

Aileye Psikolojik Danışma

Anne ve babalar psikolojik danışma sürecinde kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygularını paylaşır. Psikolojik danışma süreci içinde anne ve babaların anne-baba-çocuk arasındaki duygusal problemlerin sebep olduğu çatışmaları anlamalarına, anne-babaların kaybettikleri güveni tekrar kazanmalarına yardım edilir. Kendi becerilerine inanmaya başlamaya ve sosyal çevre ile daha fazla iletişime girmelerine yardımcı olma psikolojik danışmanın hedefleri arasındadır.

Anne-Baba Eğitimi

Anne-baba eğitimi programlarında, anne-babalara, çocukları ile etkili ilişki kurma yollarını ve çocuklarının davranışlarını kontrol etmeyi öğretmede yardımcı olunur. Anne-baba-çocuk ilişkisi ve belli becerilerin kazandırılması üzerinde yoğunlaşılır. Anne-baba eğitimi programları, çocuğun okul ortamında öğrendiklerini ev ortamına ve gündelik yaşama genelleştirebilmesi, eğitim süreci içinde ev ile okul arasında davranış hedefleri yönünden paralelliğini sağlama açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, çocuğun problemlerine ve uygun olmayan davranışlarına yönelik bilgi ve özel becerilerin öğretilmesi ile anne-babaların kaygılarının azaltılması sağlanır.

Merkezimizde özel veli görüşmeleri,toplantılar,seminerler düzenlenmektedir.Bu seminerler meslek alanları tarafından görsel işitsel uyaranlar (slaytlar,videolar) eşliğinde sunulur.

  • Periyodik aralıklarla aile toplantıları yapılarak, çocuğun bulunduğu düzey,performans hakkında aileler aydınlatılır.
  • Aile çocuğu nasıl daha iyi anlar ve tanır?
  • Yaşanan ortak sorunlar ve çözümleri.
  • Aile içi çatışmaların çocuğa yansıma şekli.
  • Problemler karşısında ebeveynların olumlu ya da olumsuz yanıt aldıkları tutumları,
  • Ebeveynlerin aile içi çatışmaları ,duygusal problemleri gibi konularda aileler arası kotarsis (boşalım,paylaşım) gerçekleştirilir…

 

Spina Bifida

SPİNA BİFİDA

Spina bifida ayrık veya açık omurga anlamına gelir. En sık görülen doğuştan olma hastalıklardan birisidir. Spina bifida başta myelomeningosel olmak üzere omuriliği etkileyen birçok şekilde görülebilir.Spina bifida’da omurganın omurilik ve sinirleri sakladığı kanalda oluşan bir gelişme geriliği sonucu bebeğin sırtında bir kese daha doğumda farkedilebilir. Bu kesenin içinde sinir doku bulunabilir. Bazı ileri olgularda omuriliğin kendisi bu kese içine doğru yer değiştirmiştir.
Spina bifida’nın ağırlığı bir çok faktörlerce belirlenir. Bunlar açıklığın omurların hangi bölümünde oluştuğu, omurganın ne derecede şekil değiştirdiği ve bebeğe ait ek sağlık sorunlarının olup olmadığıyla ilintilidir.

Spina bifida’ nın başlıca 3 tipi vardır( hafiften ağıra doğru ).

  • Spina bifida okkülta :Bir veya daha fazla omurun arkasında açıklık olması, omuriliğin ve omuriliğin uzantısı olan sinirlerin yerinde olması demektir. Klinik olarak önemli bir deformite değildir.
  • Meningosel :Omuriliğin etrafındaki koruyucu zarların omurgadaki bir açıktan dışarı çıkması demektir. Bebek doğduğu zaman sırtında bir kese ile doğar. Sinir hasarı yoktur veya çok azdır, cerrahi olarak tamir edilir.
  • Myelomeningosel :Spina bifidanın en ağır formudur. Omuriliğin kendisi ve zarları, omur açıklığından dışarıya çıkmıştır. Bazı vakalarda omuriliği içinde taşıyan deri ile örtülüdür, bazen omurilik ve etrafındaki zarlar tamamen açıktadır

Spina Bifida Rehabilitasyon Programının Amaçları

-Flask paralizi tablosu gösteren kasların kuvvetlendirilmesi;

– Spastisite gelişmiş ise, anti-spastisite paternine uygun olarak ilgili kasların kuvvetlendirilmesi

ve spastisitenin etkin olduğu kasların esnetilmesi;

– Spastisite veya flasiditeye bağlı olarak kaslar arasında gelişmiş olan  imbalans ve olası

deformitelerin önlenmesi veya azaltılması;

– Mesane ve barsak inkontinansının rehabilitasyonu ve kalıcı sorunların günlük yaşamı etkilememesi için hastanın ve ailesinin eğitimi.

– Vücut pozisyonu ve postürünün korunması, bozulmuş ise düzeltilmesi,

– Solunum kapasitesi ve dayanıklılığının korunması ve geliştirilmesi

– Ortez yaklaşımları ile eklemler zorlanmadan ve minimal enerji kullanarak denge ve koordinasyonun sağlanması,

-Egzersiz tedavisi ve uygun ortezlemeler ile vücudun en verimli ve etkin fonksiyonel seviyesine ulaşması.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

  • Kuvvetlendirme egzersizleri
  • Fırçalama
  • Tapping
  • Buz
  • Ağırlık aktarma
  • Bantlama
  • Taktil
  • Elektrik Stimulasyonu
  • Ses /Temas

Kas Hastalıkları

KAS HASTALIKLARI VE TEDAVİSİ

Kas hastalıkları, vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslarımızı doğrudan tutan hastalıklardır. Yani kas hücrelerinin kendileri hastalanmışlardır ve ortaya çıkan belirtiler yalnızca bu duruma bağlıdır. Kas erimesi, vücudumuzu hareket ettiren kasların hacminde küçülmedir. Kas ile ilişkisi olan sinirler, sinirlere emir veren omurilik ve beyin dokularının hastalıklarında da kaslar erir.
Aslında kas hastalıklarında kaslarda erime en önemli belirti değildir ve oldukça geç ortaya çıkar. Dolayısı ile kas hastalıkları ile İlgili asıl konu kas erimesi değil, kasların kendilerine ait hastalıklar nedeni ile kaslarda ortaya çıkan değişikliklerdir.

KAS HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Kaslarımız vücudumuzu hareket ettirmekle yükümlüdür. Bu nedenle kas hastalıklarında güçsüzlük olur . Öncelikle gövdeye yakın kalça ve omuz çevresindekiler olmak üzere çok sayıda kas etkilenebilir. Örneğin merdiven/yokuş çıkma, koşma, yürüme, kolları kaldırma, başı yastıktan kaldırma, bazen gözkapaklarını açma, yutma, başı yastıktan kaldırma, soluk alma etkilenebilir.. Bazen de yürüme, koşma gibi eylemler sırasında normalden çok daha şiddetli bir yorulma ve ağrı, hatta bazen tükenme yaşayabilir. Bazı nedenler ise çok yaygın kas yıkımına neden olarak idrar renginin çok koyu olmasına neden olur.

KAS HASTALIKLARINDA TIBBİ TEDAVİ MÜMKÜN MÜDÜR?
Edinsel kas hastalıklarının hemen tümünde hastalığı ilaçla tedavi etmek mümkündür. Bu amaçla kullanılan çok sayıda ilaç vardır. Yan etkileri de olan bu ilaçlar mutlaka doktor denetiminde kullanılmalıdır. Bu tedaviler ile hastalık vücuttan yok edilemez ama büyük ölçüde bastırılabilir ve hasta yıllarca hiç hastalık belirtisi olamksızın yaşayabilir. Burada ana amaç, hastalığın alevlenmesini önlemektedir.
Kalıtımsal kas hastalıklarının büyük bölümünde bugün için bilinen bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak, bu konuda çok sayıda çalışma yürütülmektedir. Yürütülen bu çalışmalar ilaç tedavileri, gen tedavileri ve hücre  tedavileri ve protein artırıcı tedavileri içermektedir.
Kalıtımsal miyopatilerden bazılarında ise bugün bile ilaç tedavisi mümkündür.

KAS HASTALIKLARI LİSTESİ

A-Edinsel Kas Hastalıkları 

a.Kas-sinir kavşağı hastalıkları
i.Myasthenia gravis
ii.Lambert-Eaton miyastenik sendromu
iii.Botulismus

b.İltihabi kas hastalıkları
i.Polimiyozit
ii.Dermatomiyozit
iii.İnklüzyon cisimciği miyoziti
iv.Diğer miyozitler

c.Kas hastalığına yol açan bazı sistemik hastalıklar
i.Tiroid hastalıkları
ii.Sürrenal hastalıkları
iii.Potasyumu ilgilendiren hastalıklar
iv.Diğer

d.Kas hastalığına yol açan bazı ilaçlar
i.Kolesterol düşürücü ilaçlar
ii.Bazı aritmi ilaçları
iii.Kolşisin
iv.Klorokin
v.D-Penisilamin
vi.Diğer

B-Kalıtımsal Kas Hastalıkları

a.Kas distrofileri

i.Kavşak tipi kas distrofileri
DMD, BMD
Otozomal dominant kas distrofileri (LGMD1)
Otozomal resesif kas distrofileri (LGMD2)

ii.Özelliği olan distrofiler
Miyotonik distrofi (DM)
Fasiyoskapulohumeral distrofi (FSHD)
Emery-Dreifuss distrofi (EDMD)
Oküofaringeal distrofi (OPMD)
Konjenital kas distrofileri (CMD)
Distal miyopatiler

b.Metabolik miyopatiler

i.Lipid depo hastalıkları (örn: Karnitin eksikliği)
ii.Glikojen depo hastalıkları (örn: Pompe, McArdle hastalıkları)
iii.Mitokondriyal hastalıklar (örn: Kearns-Sayre)

c.Konjenital miyopatiler

i.”Central-core” hastalığı
ii.”Multi-mini-core” hastalığı
iii.”Nemalin” miyopati
iv.Miyotübüler miyopati
v.”Miyofibriller” miyopati
vi.Diğer

Brakial Pleksus Lezyonları

Brakial pleksus boynun her iki yanında yer alan, omuz kuşağı ve tüm üst ekstremitenin motor, sensitif ve otonom innervasyonunu sağlayan periferik sinir ağıdır. Temel olarak üst (C5-C6), orta (C7) ve alt (C8-T1) olmak üzere 3 dala ayrılır. Komplike bir anatomiye sahip olması, yaralanma sonrası tanı ve tedaviyi güçleştirir. Genellikle doğum esnasında görülür ancak çocuklukta veya yetişkinlikte çeşitli yaralanmalar, kazalar da brakial pleksus yaralanmalarına sebep olabilir.

 Brakial pleksus yaralanmaları için risk faktörleri ise:

  • Yüksek doğum ağırlığı (4 kg ve üzeri)
  • Zor doğum öyküsü
  • Annenin kısa boylu olması
  • Annenin dar pelvisli olması
  • Gebelikte 17 kg’dan fazla ağırlık artışı
  • Doğumun ilk aşamalarının uzaması
  • 2 doğum arasında 8 yıldan fazla süre geçmiş olması
  • Uterus kitleleri
  • Gebelikte viral enfeksiyon olması
  • Makat doğum

Genellikle brakial pleksus lezyonları üçe ayrılır:

Erb – Duchenne tip: Üst dal (C5-C6) tutulmuştur ve Deltoid, Biceps, Brakialis, Brakioradialis, Pektoralis Major ve Rotator Cuff kasların paralizisi/parezisi ile karakterizedir.Kol abdüksiyon ve dış rotasyon hareketi zayıftır veya yoktur. Önkol fleksiyon ve supinasyonu zayıftır.

Klumpke tip: Alt dal (C8-T1) tutulmuştur ve el bileği fleksörleri, parmak fleksörleri ve elin intrinsik kaslarının paralizi durumudur. En sık doğum esnasında bebeğin kolun aşırı abdüksiyona zorlanması sonucunda oluşur. El tutulumu ön plandadır. Pençe el deformitesi gelişebilir. C8-T1 köklerinde şiddetli hasarla birlikte Horner sendromu görülebilir.

Total (miks) tip: Tüm brakial pleksus etkilenmiştir. Omuz, kol, önkol ve el tümüyle etkilenir. Kolda gevşek tipte paralizi ve anestezi görülmektedir. Düşük el deformitesi gelişebilir. Horner sendromu da görülebilir.

Brakial pleksus yaralanmalarında şu belirtiler görülebilir:

Her iki kolun eşit hareket ettirilememesi, etkilenen taraf kolda renk değişikliği ve şişlik, kıyafetlerini giydirirken etkilenen tarafa zorluk, kucağa alınırken etkilenen taraf kolunun kayması, tespit etmede zorluk. köprücük kemiği üzerinde tek taraflı şişlik, elin ağza götürülememesi gibi belirtiler sayılabilir.

Tanı ve tedavi

Tanı genellikle klinik bulgular ile konulur. Eşlik eden kemik kırığı tespiti için etmek direkt grafi çekilebilir. İleri görüntüleme yöntemleri hekimin uygun gördüğü durumlarda istenebilir. Sinir hasarının derecesini ve klinik seyrini belirlemek için elektrodiyagnostik testler yapılabilir.

Doğumdan hemen sonra teşhis konulabilen vakalarda kolu, sinirde ve çevre dokularda oluşan ödem ve olası kanama nedeniyle 1-2 hafta dinlendirmek gerekir. Eğer köprücük kemiğinde bir kırık ve zedelenme söz konusu ise dikkat edilmelidir. İlk 2 hafta sinir üzerine gerilimi önlemek amacıyla kol sarkık vaziyette tutulmamalı, kol hafif yanda ve dirsek hafif bükük tutulmalıdır. Bu dönemde cihaz önerilmemektedir.

2 haftadan sonra geniş bir fizyoterapi değerlendirmesinden sonra egzersiz uygulamalarına başlanmalıdır.

Egzersizlerin amacı; kasların zayıflaması ve uzun süreli hareketsizliğe bağlı kaslarda oluşacak bozuklukların önlenmesi, eklem açıklığının devamının sağlanması ve sertliklerin önlenmesi, bebeğin motor gelişim geriliklerinin önlenmesi, kol ve elin fonksiyonel kullanımın sağlanması, omuz çıkıkları ve kas yaralanmasını önleyecek pozisyonlarının sağlanmasıdır.

Egzersizler ailelerin düzenli yapmaları amacıyla her alt değişimi sonrası olarak tavsiye edilir. Hareketler gün içinde her alt değişiminde yapılacak kadar fazla olmalıdır. Pozisyonlama, kol kas ve eklemlerine yönelik uygulanacak hareketler kadar önemlidir.

Bu dönemde bebeğin kucağa alınması, kıyafet değişimi ve yıkanması sırasında kolun sarkması önlenmeli, sırt üstü yatış bu devrede tercih edilmeli, yatış sırasında kol yukarıda bahsedildiği şekilde hafif yanda, dirsek biraz bükük tutulmalıdır. Bu pozisyon omuz ve kol altına konulacak ince ve küçük bir yastık ve bebeğin zıbınının kolunun göğüs üzerine tespiti ile sağlanabilir. Bebeğin kıyafetlerinin giyiminde etkilenen kolu önce giydirilir, buna karşın sonra çıkarılır. Kol dar, sıkı, giyimi zor kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Hareketler oda sıcaklığı sağlanabildiği ölçüde bebek çıplak iken yapılmalı, duyu girdisi ve kol farkındalığını artırmak için hareketler öncesi bebek losyonları kullanılarak, fizyoterapistin göstereceği masaj yapılmalıdır.

İleriki dönemlerde fizyoterapi uygulamaları, kolun tüm kas ve eklemlerine yapılan hareketler yanında her iki kolu da içine alarak yapılan hareketler, yan ve yüzükoyun pozisyonda kürek kemiği ve kol hareketleri, baş kontrolü, ön kollar ve eller üzerinde durma, oturma, emekleme gibi motor gelişimi içeren aktiviteleri de içermelidir.

Egzersizlerin yanı sıra gerekli durumlarda cihaz ve elektroterapi, kinezyolojik bantlama, iş uğraşı tedavisi gibi farklı fizyoterapi uygulamaları da gerekebilir.

Düzenli kontrollerin ilgili doktor ve pediatrik fizyoterapist tarafından yapılması gerekir.

Kasların hedeflenen fonksiyonlarının kazanılmaması gibi durumlarda cerrahi planlanabilir. Kas ve sinirlere yönelik kas ve/veya sinir tamiri, greftleme, gevşetme gibi cerrahi uygulamalar konu ile ilgili özelleşmiş plastik cerrahi veya ortopedi uzmanı tarafından yapılabilir.